Ergenlik, çocukluk ve yetişkinlik arasında uzun bir geçiş dönemidir. Bireyi yetişkinliğe hazırlayan ergenlik dönemi fizyolojik, biyolojik, psikolojik, sosyal ve zihinsel tüm gelişim alanlarında en yoğun değişimlerin yaşandığı yaşam dönemlerinden biridir. Bu dönem yoğun ve hızlı değişimler, duygu dalgalanmaları, kaygı ve ilişkili sorunlar ve sosyal ilişkilerde yaşanan olası çatışmalar nedeniyle destek süreçlerinin en çok gerektiği dönemlerden biri olarak karşımıza çıkar.
Dönemin en kritik özelliklerinden olan ayrışma ve bireyselleşme sürecinin bir parçası olarak bu dönemde ilgi, aile ve ailenin beklentilerinden ziyade arkadaşlar, karşı cinsle yakınlaşma, beden algısı, kimlik gelişimi, kendilik değerini kazanma uğraşı üzerine yoğunlaşır. Kimlik karmaşasının ağır ve bunalımlı olması durumunda ergen olumsuz kimlik denemelerinde de bulunabilir. Bu süreçte ergenin istekleri ile ailenin ve toplumun değer ve beklentileri çatışabilir. Çatışmaların yoğun olduğu ve doğru yönetilemediği durumlarda uyum bozuklukları, aşırı uçlara sapmalar, depresif duygudurum, kaygı bozuklukları ve özgüven sorunları gözlenebilir.
Yine bu dönemde okul başarısı, performans kaygısı ve özgüven sorunları sıklıkla karşımıza çıkan sorunların başında gelmektedir.
Her yaşın olduğu gibi ergenlik dönemindeki bireylerin de kendilerine özgü sorunları özelleştirilmiş yöntem ve teknikler ile kendilerine has bir yaklaşım tarzı gerektirir. Yine bu süreçte ergenin taşıyabileceğinden daha ağır yaşantısal ve duygusal olaylarla (travma, kaza, ölüm, göç, ebeveynlerin boşanması gibi) başa çıkabilmesi için terapi desteğine ihtiyaç duyulur.
Ergen psikoloğu sadece soruna değil gelişime de destek olur. Ergen terapisi, mevcut sorunlar üzerinde çalışırken, ergenlik çağındaki bireylerin kendilerini tanımaları, anlamaları, isteklerini bu doğrultuda şekillendirmeleri, kendilerini uygun ve yapıcı bir şekilde ifade etmeleri, öfke, kaygı ve diğer duyguların yönetimi konusunda beceri kazanmaları konularında fayda sağlamaktadır. Ergenlere yönelik yürütülen terapi sürecinde genel olarak sorunlarına çözümler geliştirmeleri ve gerçekleşen hızlı değişimlere uyum sağlamada ergeni güçlendirmek ve bu süreçte ebeveynleri desteklemek hedeflenmektedir.
Böyle bir dönemde bir ruh sağlığı uzmanından destek alma fikri her ergen için kolay kabul gören bir görüş olmayabilir. Belli durumlar (sınav kaygısı, akran zorbalığı vb.) dışında ergenlerin psikoterapiye kendi istekleri ile gelmemeleri ruh sağlığı uzmanlarının karşılaştığı bir durumdur. Ergenlerle yoğun çalışan bir ruh sağlığı uzmanı, süreci bu farkındalıkla yönetir.
Psikoterapi sürecinde gönüllülük ilkesi esastır ve ergenlerle çalışırken birincil amacımız danışanla güvene dayalı bir ilişki kurmaya çalışmaktır. Tıpkı yetişkin terapisinde olduğu gibi ergenlerle olan psikoterapi sürecinde de genç danışana psikoterapinin danışanın olduğu haliyle kabul gördüğü, yargılanmadığı ve sorgulanmadığı bir süreç olduğu konusunda bilgi ve teminat vermek önemlidir. Psikoterapinin en temel etik ilkelerinden olan danışan gizliliği ergenlerle çalışırken de geçerli bir kuraldır.
Ergen psikoloğunun bu dönemin özelliklerini ve sorun alanlarını iyi bilen, bu alandaki eğitim ve terapi yöntemlerini yakından takip eden bir deneyimli bir uzman olması önemlidir.
ERGEN TERAPİSİ SIK SORULAN SORULAR
Ergen terapisi, genellikle 12 -18 yaş aralığındaki bireyler ile yapılan terapi türüdür. Ergen psikoloğu sadece soruna değil gelişime de destek olur. Ergenlik terapisi, ergenlik çağındaki bireylerin kendilerini tanımaları, anlamaları, isteklerini bu doğrultuda şekillendirmeleri, kendilerini uygun ve yapıcı bir şekilde ifade etmeleri, öfke ve diğer duyguların yönetimi konusunda beceri kazanmaları konularında fayda sağlamaktadır. Yine bu süreçte ergenin taşıyabileceğinden daha ağır yaşantısal ve duygusal olaylarla (travma, kaza, ölüm, göç, ebeveynlerin boşanması gibi) başa çıkabilmesi için terapi desteğine ihtiyaç duyulur.
Yaşamın bu kritik evresinde aşağıdaki sorunlar başta olmak üzere olası sorunlara karşı geliştirdiğiniz kendi çözüm yollarınız istenilen etkiyi sağlamaıyorsa bir profesyonelden destek almakta yarar vardır.
- Uyum ve davranış sorunları
- Stres, Kaygı ve İçe Dönük Davranışlar
- Özgüven Problemleri
- Sosyal Kaygı
- Sınav Kaygısı
- Aile içindeki çatışmalar ve iletişim problemleri
- Akran ilişkilerinde sorunlar
- Ders çalışma alışkanlıkları ve okul başarısı
- Dikkat ve konsantrasyon sorunları
- Dürtü kontrol sorunları
- Motivasyon Sorunları
- Travmalar
- Ergenlikte yaşanan ölüm-kayıp-yas süreçleri
- Takıntılı Düşünceler ve OKB
- Özgül fobiler
- Uyku Problemleri
- Hızlı değişen duygudurumları
- Ergenlik dönemi davranış problemleri
- Beslenme ve Yeme Bozuklukları
- Duygu Kontrol Problemleri
- Öfke Yönetimi
- Bağımlılık
- Akran Zorbalığı ve Zorbalıkla Baş etme
- Panik Bozukluk
- Cinsel kimlik sorunları
Her yaşın olduğu gibi ergenlik dönemindeki bireylerin de kendilerine özgü sorunları vardır ve bu sorunlar özelleştirilmiş yöntem ve teknikler ile kendilerine has bir yaklaşım tarzı gerektirirler. Ergenlik dönemindeki bireyler fizyolojik, biyolojik ve psikolojik olarak yoğun bir değişim süreci içinden geçtikleri için duygu, düşünce ve davranışları da hızla değişir. Örneğin, ergenlik dönemi boyunca, prefrontal korteks yeniden yapılanma sürecinden geçmektedir. Beynin bu yeniden organize olma süreci, ergenlerin iletişim, duygu düzenleme, empati, sezgi ve sosyal beceriler gibi alanlarda ayrıntılı düşünme, problem çözme ve muhakeme yapma kapasitelerini etkiler. Bu durum, ergenlerin yetişkinlere göre dünyayı neden daha farklı algıladıklarını açıklar.
Bu değişim sürecinde ergen ilişkileri sıklıkla, kendilerini nasıl destekleyecekleri konusunda kafa karışıklığı yaşayan yetişkinler ile yoğun çatışmalara sahne olur. Kimi zaman bu tür çatışmalar, kendileri de bir değişim süreci içinde olan akranlar ile de yaşanabilir. Zaten bir kendilik ve anlam arayışı içinde olan ergen bu dönemde, kimse tarafından anlaşılamadığı ve anlaşılmayacağı duygusuna kapılabilir.
Böyle bir dönemde bir ruh sağlığı uzmanından destek alma fikri her ergen için kolay kabul gören bir görüş olmayabilir. Belli durumlar (sınav kaygısı, akran zorbalığı vb.) dışında ergenlerin psikoterapiye kendi istekleri ile gelmemeleri ruh sağlığı uzmanlarının karşılaştığı bir durumdur. Ergenlerle yoğun çalışan bir ruh sağlığı uzmanı, süreci bu farkındalıkla yönetir.
Psikoterapi sürecinde gönüllülük ilkesi esastır ve ergenlerle çalışan bir terapistin birincil amacı danışanla güvene dayalı bir ilişki kurmaya çalışmak olmalıdır. Tıpkı yetişkin terapisinde olduğu gibi ergenlerle olan psikoterapi sürecinde de ergen psikoloğu, genç danışanına psikoterapinin danışanın olduğu haliyle kabul gördüğü, yargılanmadığı ve sorgulanmadığı bir süreç olduğu konusunda bilgi ve teminat verir. Psikoterapinin en temel etik ilkelerinden olan danışan gizliliği ergenlerle çalışırken de geçerli bir kuraldır. Ergenlerle çalışan psikologlar bu ilkeyi ve istisnai durumları danışan ve ebeveynlerle paylaştığından emin olmalıdır. Bu istisnalardan biri kişinin kendine ya da bir başkasına zarar verme riskinin olduğu bir durumdur. Böyle bir durumda, özellikle de adli vakalarda, gerekli kişi ve kurumlara bilgilendirme yapmak hem danışanın iyilik hali için gereklidir hem de uzmanın görevlerinden biridir.
Ergenlik dönemindeki bazı danışanlar, terapisti de öğretmenleri gibi bir otorite figürü olarak görebilirler ve hemen ilk görüşmede kendilerini açmak konusunda çekimser kalabilirler. Hatta kimi danışanlar, terapistlerini ebeveynleriyle bir iş birliği kurup kendilerini zorla değiştirmeye çalışan kişiler olarak görerek sorgulayıcı ve yargılayıcı bir tutum takınabilirler. Ergen terapisi sadece ergen psikoloğu ve ergen ile devam eden bir süreç değildir; gerekli görüldüğü durumlarda (psikoeğitim vermek gibi) ergenin bilgisi ve izni doğrultusunda ebeveynler de sürece dahil edilir. Dolayısıyla ergenin bu endişesi anlaşılabilir bir durumdur. Böyle bir durumda ruh sağlığı uzmanı sabırlı ve empatik bir tutum takınmalı; iş birliği, farkındalık ve değişim gibi konuları danışanın perspektifinden dinledikten sonra doğru bir psikoeğitimle danışanın kafasındaki soru işaretlerini aydınlatmalıdır. Ergenlerle çalışan psikolog, aile görüşmelerinde ailenin çocukla daha iyi bir iletişim geliştirmesi için çaba gösterir ve aileye psikoeğitim verebilir. Fakat bu görüşmeler, ergenin psikoloğuna verdiği bilgilerin ailelere anlatıldığı bir seans gibi düşünülmemelidir. Bu konunun hem danışan hem de ebeveynler tarafından doğru anlaşılması ergen psikoloğunun sorumluluğundadır.
Ergenlerin akran ilişkilerinde kullandıkları kendilerine özgü jargonları, popüler konuları ve ilişki kalıpları vardır. Ergenler özellikle ilk seanslarda, kendilerine özgü bu dilin ve iletişim paternlerinin terapistleri tarafından anlaşıldığından emin olmak isterler; bazen terapistlerini bu konularda küçük sınavlara tabi tutabilirler. Ergenlerle sık çalışan bir terapist bu konularda genel bir anlayışa sahiptir, ancak bilmediği konularda, danışanını daha iyi anlayabilmek için onun yardımına ihtiyaç duyduğunu söylemekten kaçınmaz. Bazı danışanlar terapistlerini öfke yönetimi, mizah anlayışları, güvenilebilirlik gibi konularda da sınamak isterler. Ruh sağlığı uzmanı bu tür durumlarda danışanın güven ihtiyacını görüp empatik bir tutum benimsemelidir. Tam da bu anlar terapist açısından ‘şimdi ve burada’ da modelleme aracı olarak kullanılabilecek fırsat anlarıdır.
Ergen Terapisi temelde ergen ve ergen psikoloğu arasında yapılır. Ancak ergenlerle çalışırken ebeveynin de çocukları ile daha iyi bir ilişki geliştirmesi konusunda desteklenmesi ya da soruna yönelik uygun bir psikoeğitim alması gerekebilir. Bu gibi durumlarda danışanın da izni doğrultusunda ebeveynler bazı psikoterapi seanslarına davet edilebilir. Ancak, tıpkı diğer psikoterapi süreçlerinde olduğu gibi ergen terapisinde de gizlilik en temel etik ilkelerin başında gelmektedir ve bu görüşmeler ergenin psikoloğuna verdiği bilgilerin ailelere anlatıldığı bir seans gibi düşünülmemelidir.
Psikoterapinin en temel etik ilkelerinden olan danışan gizliliği ergenlerle çalışırken de geçerli bir kuraldır.
Terapi odasında paylaşılan her türlü bilginin (vaka notları, kayıtlar ve psikolojik değerlendirme araçlarından elde edilen sonuçlar dahil) gizliliği korunur ve danışanın bilgisi ve onayı olmadan danışanın yakınları dahil olmak üzere üçüncü şahıslara bilgilendirme yapılmaz.
Ancak gizliliğin bazı yasal sınırlamaları vardır ve ruh sağlığı uzmanları bu bilgiyi ilk görüşme seansında danışanlarla paylaşırlar. Kişinin kendine ya da bir başkasına zarar verme riski olduğunda (özellikle çocuk ve ergenlerde ve adli vakalarda) gerekli kişi ve kurumlara bilgilendirme yapmak hem danışanın iyilik hali için gereklidir hem de uzmanın görevlerinden biridir. Dosyalardaki bilgilerin başka bir profesyonelle (örneğin bir tıp doktoru ya da avukat talebinde veya hukuk davalarında) paylaşılması gerekiyorsa, ruh sağlığı uzmanı danışanla durumu paylaştıktan sonra istenen bilgilerin paylaşılması konusunda danışandan imzalı bir onam formu ister.
Psikoterapide süre bireyin sorunu, sorunun şiddeti, danışanın başa çıkma yöntemi, terapide kullanılan yöntem ve tekniklere göre değişiklik göstermektedir. Terapiye getirilen konuya bağlı olarak bazen birkaç seans yeterli olurken, bazı durumlarda uzun süreli ve düzenli terapi seansları gerekebilir.
Ergen terapisi problemin çözümüne yönelik olarak yapılandırılsa bile doğası gereği ergenin gelişimine odaklı olacaktır. Bu nedenle çözüme yönelik yapılan kısa aralıklı seanslardan sonra ergenin gelişimini desteklemek ve takibini yapmak amacıyla uzun süreli ve uzun aralıklarla yapılandırılacak şekilde bir planlama yapmak iyi olabilir.
RANDEVU İÇİN
- Telefon: 0212 466 1050
- SMS Whatsapp: 0507 053 84 85
- Mail: bilgi@pelinardanic.com

